Ξ̲̅̅S̲̲̅ΞΞ̲̅̅o̲...'s profileİSLAM DÜNYASI PhotosBlogListsGuestbook Tools Help

          

        
http://KENDİ
 

Comments (26)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

ALLAHIM !

BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ

Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.
Günlük yaşamda “ben” yerine, daha çok “sen” sözcüğünü kullanabileyim…

ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:

Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,
doldursun sarsın çevremi.
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim… 

 ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:

Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim
doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,
mutluluğu başkalarına da götürebileyim…

ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:

Düşünebileyim, konuşabileyim.

ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:

İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere;bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.

ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:

İyi insan,eş, baba,abi, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.
 

ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:

Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için
karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.

BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:

düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu
anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.

ÖYLE BİR TALİH VER Kİ : Yıllar sonra beni hatırlayanlar “herkese iyilik
eden, tüm insanları seven,
o düzeyde de sevilen bir kişiydi ” diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde
olabileyim.
 ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:

Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;
bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise
elimi durdurabileyim.

ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:

Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim…

hayırlı akşamlar kardeşim rabbim yardımcınız olsun inş

May 2
SEDATwrote:
Dec. 12
Kimseler anlamasın beni!
Züleyha'nın zindanında "Yusuf" anlasın,
Leyla'nın çöllerinde "Mecnun" anlasın,
Şirin'in dağlarında "Ferhat" anlasın,
Aslı'nın yüreğinde "Kerem" anlasın,
Sen anla…

Beni kimseler anlamasın!
Gözyaşlarını yüreğinde biriktiren "hüzün" anlasın,
Yaprakları sararmış "hazan" anlasın,
Karanlıkları örten "güneş" anlasın,
Güneşe örtü olan "gece" anlasın,
Sen anla…

Beni kimseler anlamasın!
Bembeyaz düşlerine karalar düşen "Kudüslü çocuklar" anlasın,
Sessizliğin içinde saklı "sesler" anlasın,
Acılarla ağırlaşan "hayat" anlasın,
Yenilgilere alışmış "kalbim" anlasın,
Sen anla…

Beni kimseler anlamasın!.
Martılara hasret "deniz" anlasın,
Baharına hasret "çiçek" anlasın,
Ölümüne hasret "hayat" anlasın,
Sen anla.
Ey Rabbim,
Sen anla!
 

Nurdal Durmuş
selam ve dua ile
Dec. 2

JUBA Sniper - Keskin Nişancı !
JUBA Sniper - Keskin Nişancı ! JUBA
Juba, gerçek adı, uyruğu ve özel hayatı bilinmeyen kahraman.Irak işgali sırasında bugüne değin 657 ABD askeri öldüren keskin nişancı. Öldürdüğü ABD askerlerini videoya çekerek sanal ortamda yayıyor.Irak İslam Ordusu adına çalışıyor ve keskin nişancılık eğitimi veriyor. Bağdat Avcısı lakabıyla da tanınıyor..Ancak ABD internet sitelerinde JUBA’nın videoalarını internet üzerinden temizliyor.ABD askerlenin korkulu rüyası Juba.İzleyelim ve görelim Juba nedir ne yapıyor..

“Cani değilim…
İnsanları öldürmekten hoşlanmam…
Fakat işgal ettiğiniz ülkemi savunuyorum…
Çocuklarımızın hayatından çaldığınız gülümsemeyi ve güveni savunuyorum…
Keskin nişancınızın vurup öldürdüğü 14 yaşındaki Şeyma’nın ölümünü asla unutmayacağım…
Ülkemize ziyaret için gelseydiniz sizi ülkenize güle güle uğurlardık…
Fakat ülkemizi işgal ettiğiniz için yaşadıklarımızın aynısını size yaşatacağız…
Annelerimiz ölülerimize ağladığı gibi annelerinizde ölülerinizi ağlayacak…
Atışlarımı ıskalamayacağıma dair kendime söz verdim..
İntikam için çocuğunu kaybeden her anneye bir kanas mermisi ayırdım…
Acaba tüm mermilerimi mi kullanacağım yoksa çoğunu sergileyip üzerinde…
“mesaj ulaşmıştır, Amerikan halkı evlatlarını kurtardı” yazısını mı yazacağım”
Bağdat keskin nişancı JUBA.

  

Cenabı Allaha dua ederek Juba’nın atışlarının doğru isabet etmesi için ve onu gözlerden saklaması için duada bulunarak Juba’ya destek verebilirsiniz.İşgalcilerin Irak’ta yaşadıklarını dünyaya yaymak amacıyla Juba videolarını çeşitli forum ve web sitelerinde gönderiniz.Juba videolarını aileniz, yakınlarınız ve arkadaşlarınıza yayınız.Allah sizden razı olsun…

Nov. 29
                      SENAİ DEMİRCİ          mutlusuzsensizligeisyan).jpg                                                                                                                                                                 BEN    VAR    YA    ''BEN''

"Allah beni yaratırken bana niye sormadı? Belki de ben insan olmaya itiraz edecektim. Bu sınavda bulunmak istemeyecektim. Şimdi de intihar edip oyundan çıkmama izin vermiyor?"

Bu soruyu çok duydum. Duymadan önce de sorduğumu hatırlıyorum. İnsanı bir anda bıçak sırtında bırakıyor o soru. Yokluğun kıyılarına savrulduğunu görüyorsun birden. Hiçliğin soğuk nefesini ense kökünde hissediyorsun. İtirazın en keskini bu. Çoklarının varlığın sıcacık koynunda uyuttuğu kaygıları dürtüyor, şüpheleri uyandırıyor.
Bir defa, "ben" diyorsan, orada dur… Çünkü sen “ben” demeye sana sorulmayan o var edilme kararından sonra başladın. Var edilmeden önce “ben” dediğin sen yoktu ki sana (yani “ben” dediğin kişiye) bir şey sorulsun. “Ben” deme ayrıcalığı sana verildi. Hiç hak etmediğin halde hediye edildi. Sen “ben” diye var olmadan önce, sana soracağı bir “ben”in olsaydı, yine sana sorulmadan var edilmiş “ben”in olmuş olacaktı. İtiraz ettiğin anda, zaten itiraz ettiğin şeyi, yani “ben”i elinde bulacaktın. Ne garip! Sana sorulsaydı olmamış olmasını isteyeceğini söylediğin şeyin isteyip istemeyeceğinin sana sorulması için olmuş olmasını istiyorsun. “Ben” olmaya itiraz etme fırsatını yakalamak için bile “ben olsaydım!” diyorsun. Söylediğini tekrarlayalım birlikte: “Ben olsaydım, ben olmak istemezdim!”
Üstelik anladığım kadarıyla, “ben” demekten de hayli memnun gibisin. “Ben” diyebilmene hiç itirazın yok. Tam tersi, yeterince “ben” diyemediğin için kızgınsın. “Niye bana sormadı?” derken, “ben”inin daha önceden, hatta var edilmeden önce ciddiye alınması gerektiğini söylüyorsun. Daha açıkçası, “ben”in henüz var bile değilken görülsün, hesaba katılsın, kale alınsın istiyorsun. Demek ki sen “ben” demeye öteden beri heveslisin. Var edilirken fikrin sorulmadı diye alındığın o “ben”den memnun olmalısın ki, “bana sorulsaydı!” diyorsun. “Ona/şuna/buna/sana sorulsaydı!” demiyorsun. Başkasının hakkında karar vermesine razı olmayacağın kadar dokunulmaz biliyorsun “ben”ini. Zaten itirazın da, sözüm ona sana değil başkasına sorulmuş olması. Fikrin alındığında, önemsendiğin için mutlu olacağını açıkça söylediğin o “ben”ini şimdi niye beğenmiyorsun?
İyi ki de “Niye beni yaratırken bana sormadı!” diye sorabiliyorsun. İyi ki. Ya tersi olsaydı? Takdirine itiraz ettiğin, kararını eleştirdiğin o Allah, seni “ben” diyebilecek halde yaratmasaydı eğer, “Allah beni niye böyle yoklukta bıraktı?” “Allah beni yaratmama kararını niye bana sormadı?” diye sorabilecek miydin?
İyisi mi, sen sen ol, “ben” diyebildiğine, “ben” diye bilindiğine şükret. Ömrünü ikiye ayıralım mesela: BÖ (“Ben”den öncesi) ve BS (“Ben”den sonrası). “Ben” diyebildiğin andan sonra sana verilmediğini düşündüğün, senden eksildiğini, senden esirgendiğini sandığın şeyleri bir kenara koy. (Ki “Bana sorsaydı, ben belki var olmak istemezdim” itirazının sebebi bu sorunlar olmalı.) Bir de, “Ben” diyebilmeden, diye bilinmeden önce, sana verilmeyeni bir kenara koy. Hangisi daha büyük bir eksiklik? “Ben”den önce yoksun. Yokluğunun sen bile farkında değilsin. Eksikliğini kimse dert edinmiyor. Aranıp sorulmuyorsun bile. Hiçbir yerde ciddiye alınmıyorsun. Yoksun ve yok sayılıyorsun. Küçümseniyorsun. Hakaretler görüyorsun. Hesaba katılmıyorsun. Olsan da bir olmasan da bir başkaları için. “Ben” diyemediğin için, “Benim” diyebileceğim hiçbir şeyin yok. Olamaz da! Tekrar hesapla:“Ben” dediğin ana kadar sana verilen, ben dedikten sonra sana verilmediğini düşündüklerinden o kadar fazla ki. İtiraza hiç hakkın yok. Ben verilmeseydi sana, sana verilmeyene bile itiraz edemediğin, itiraz edemediğin gibi verilmediğini bile fark etmediğin dipsiz bir boşluk olacaktı yerin… Varlık bardağının “ben” diyebilmenle doldurulan tarafı o kadar büyük ki, boş dediğin tarafı ancak o dolu tarafın, yani “ben”in sayesinde görebiliyorsun. Yoksa, ne boşluğu bilirdin, ne de eksik olduğunu fark ederdin. Hesaplarda hiç yeri olmayan, sıfır kadar bile ciddiye alınmayan bir lüzumsuzluk olurdun. Eksik olurdun. Eksikliğin bile hissedilmezdi. “Ben” diyemediğine bile itiraz edemezdin. İtiraz etmen gereken “ben”sizlik halini bana anlatamazdın. O soruyu seslendirecek dudakları bile bulamazdın. O cümleyi söze dökecek nefesin bile olmazdı.
Hem sonra, “ben” olarak sen hiçlikten çıkarıldın. Ananın bile yüzüne bakmayacağı, çöpe atılsa kimsenin fark etmeyeceği bir pıhtıdan şimdi toz konduramadığın “ben” diye bil(in)diğin hale geldin. Sen sana verildin. Ben bana verildim. Hiç hak etmediğimiz halde… Hiç hakkını veremeyeceğimiz halde… Şimdi, sen, sana verilenle sana verene isyan etmeyi onurlu bir davranış sayar mısın? Sana hiç yoktan verdi diye “ben”i, o “ben”inle seni “ben” eyleyen O’na kafa tutmayı kendine yakıştırır mısın?
Nov. 17

 

HER SABAH binbir ümit ve neşe ile bizi hayata çağıran o kadar iş ve o kadar ses var ki, gözlerimizi açar açmaz bir koşuşturmadır başlıyor... Ve kendimizi birdenbire yaşamın tam ortasında buluyoruz. 
Şu eksik, bu lâzım, haydi onu da yapayım derken, ertelediğimiz nice güzellikler hep bir başka güne taşınıyor. Birbiri ardınca nice mevsimler geçiyor. Halbuki, yaşadığımız bir başkasının hayatı değil, kendi hayatımız.Harcadığımız, kendi ömür sermayemiz.. Görülecek o kadar güzellik, anlatılacak o kadar harika şey hep mahzun, hep bir kenarda bizi bekliyor. Susturulmuş veya küstürülmüş çocuk gibi, boynu bükük ve mahzun, hep bekliyor onlar. Döner de bir gün bakarız, farkederiz diye...

Baharın dört bir yandan sarmaladığı ve cihetsiz kuş seslerinin ruhumuza ilâhî bir hazzı, ulvî bir zevki tattırdığı erteleyemediğimiz bir zaman diliminde çok sevdiğim bir kardeşimle sohbet ediyorduk. Uzun süren dalgınlığımın ardından, ne düşündüğümü sordu.

Ben de:

— Öteden beri bunca insan nasıl öldü, son nefesini nasıl verdi ve acaba neler hissetti diye düşünürdüm. Şimdi ise nasıl ve ne halde öleceğimi merak ediyorum, dedim.

Bu gibi durumlarda tekellüfsüz fakat hikmetli bir cevabı olurdu her zaman.

— Cevabı belli abi, dedi.

— Nasıl yani, dedim.

— Hz. Peygamber “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz” buyurmuş. Ölümünü merak ediyorsan, yaşadığın hayata bakmalısın.

Birden beynimde şimşekler çaktı:

— Ama, dedim, sadece ölümü değil, ölümden ötesini de merak ediyorum.

— Onun da cevabı aynı hadisin devamında. Yani, “Nasıl ölürseniz, öyle de dirilirsiniz.”

Merakımı giderecek başka cümleler aramaya gerek kalmamıştı. O güzel insan, sevgili Peygamber, insanları en doğru seçime iki cümle ile davet ediyordu. Nefsimizin bizi bu kadar içinde olduğumuz bir gerçekten alıp dâ nerelere taşıdığını anlamak için bu hatıra yeter.

Gide gide ölüme varacağımızı zannediyoruz. Gide gide ölüme varılmıyor. Ölümle beraber gidiliyor. Ölüm hayatın gölgesi; onu bundan, bunu ondan ayırmak zor. Ama bir tecelli oluyor ve hayatın önünü kesiyor ölüm. Ecel gelince, başağrısı bahane... Gide gide ölüme varılsaydı, gidemeden ölenler olmazdı. Doğduğu günde ölenler var. Ha bir adım, ha yüz adım farketmiyor. Uzunluk veya kısalık bize göre bir kavram. Çok kısa sürede Rabbini razı eden işler yapıp da vefat eden ile yüz sene yaşamış olup da Yaratıcısından haberdar olmamış biri aynı kefede değerlendirilmez. Ölüm hayatın içinde olmasaydı, hayat bu kadar güzel ve çekici olur muydu? Hayatı güzelleştiren, belki de bu geçici ve fani yönü. Hayat bitmese, ölüm başımıza gelmese, ahirete nasıl geçilecekti, düşünülmeye değer doğrusu. Burada kalan dostların sayısının azaldığı, ahirete gidenlerin ise her gün çoğaldığı bu diyarda gurbetimiz oraya, anavatana geçmekle ve dostlarımıza kavuşmakla sona erecek. Hasret Sevgililer Sevgilisine kavuşmakla bitecek.

“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber,

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”

(N.F.K)



Ölüm saatinden daha güzel bayram mı arıyorsun ey nefsim? Dostum beni çağırdığı zaman nasıl koşarak gitmem ki? Yalnızlık çevremi kuşatmaya başlamışsa...
...



Selim Gündüzalp



" birimiz şarkta, birimiz garpta, birimiz mazide, birimiz müstakbelde, birimiz dünyada, birimiz ahirette olsak biz birbirimizle beraberiz"DUALARINIZLA DUALARIMLA HAYIRLI CUMALAR...


Oct. 30
Oct. 26
Oct. 1
Image
RAMAZAN BAYRAMINI DOYA DOYA YASAYALIM. HAYIRLI BAYRAMLAR! HER SEYE KADIR OLAN YUCE ALLAH, BIZLERI, DOGRU YOLDAN VE SEVDIKLERIMIZDEN AYIRMASIN! HAYIRLI VE BEREKETLI RAMAZAN BAYRAMLARI DILEGIYLE.
Image 
 
RAMAZAN BAYRAMINIZIN DA BOYLE BIR NESEYLE GELMESI VE TUM AILENIZI SEVINCE BOGUP EVINIZE BEREKET GETIRMESI DILEGIMLE. IYI BAYRAMLAR!
 
Image 
Sept. 29
Sept. 27

"Ey, Rabbim! Gayb ilminle ve halk üzerine kudretinle, hayatı benim için hayırlı gördükçe beni yaşat, ölümü benim için hayırlı gördüğün zaman da beni vefât ettir.

Ey Rabbim! Gizlide ve açıkda senden haşyetini istiyorum. Rızâ hâlinde de, gadab hâlinde de ihlâs sözünden ayırmamanı istiyorum, fakirlikte de zenginlikte de i'tidâlden ayırmamanı istiyorum. Senden tükenmez bir ni'met, kesilmez bir göz ferahlığı (yüzde açıkça görülen neş'e ve huzûr) istiyorum. Senden beni kazâna râzı kılmanı, ölümden sonra yaşamanın serinliğini istiyorum. Senden yüzüne bakmanın lezzetini; sana kavuşmanın şevkini istiyorum. Bütün bunları zarar vericinin zararından, sapdırıcı bir fitneden uzak olarak vermeni istiyorum.

 Ey Rabbim! Bizi îmân zîynetiyle süsle, bizi doğru yolda olan hidâyet rehberleri kıl.”    AMİN,  AMİN,  AMİN.

Sept. 23
Hatemül Enbiyasın
Doğdu o saatte, alemler nura gark oldu.
Kisralar çılgına döndü,tabiat alevleri söndü
Nübüvvet mabedinde,hakikat sabahı göründü.
Kokusu güzel,nuru ışık,canım peygamberim.

Zemzemle yundu, nurla mühürlendi.
Zaman mekan perdeleri, yırtıldı delindi.
O resûle ,ezel ve ebet saygıyla eğildi.
Âlemlere rahmetti, fahr-i âlem efendimiz.

Ötelerin ötesinde,nurlu yaratılışın temsilcisi.
Bitmeyen merhametin, parlayan güneşi.
Allahr17;ın habibi resûllerin efendisi,
Nura götüren,allahr17;ın yüce elçisi.

Sevgisiyle,resûle ağlayıp inleyen kütükler.
Selam verip,dağlar taşlar nasıl feryat ettiler.
Bulut ağlamadıkça,yeşillikler nasıl güler.
Gönüller sultanı canım peygamberim.

Etrafını kuşatan ikram,medine semalarına yayılır.
Yüce elçi,ifadeye sığmayan bir sevinç bir hal alır.
Onun cömertliğini anlatmaya diller aciz kalır.
Cihana ışık saçan,hatemül enbiyasın.

Resûlü ekrem oturdular,kubadaki kuyu başına
Müyesser oldu cennetül âla birkaç arkadaşına.
Çağrıldılar huzuru resûle isim isim tek başına.
Nübüvvet mabedinin,havzu kevserin sahibisin.

Severlerdi resûlü sıkaleyni,bitmez tükenmez hazla
Taat itaat timsali,meleklerin gaslettiği hanzala.
Verdikleri andaki sevinç,nail oldukları sevinçten fazla
Allahr17;ın davasını yükseltin, düşmanlarını susturdun.

Söyliyeyimde gönlümde ki,gam dağılsın gitsin.
Bütün övgülerin sevgilerin yücesindesin.
Kıyamete kadar övsem, sen bitmezsin
Allahr17;ın habibi, resûllerin efendisi.
Sept. 13
 

Bir Duadir Ramazan ..

1. Ramazan, ALLAH'ın kainattaki haşmetli ve küllî idaresine, Rahmetine, şefkatine, geniş ve azametli, intizamlı ve küllî bir tarzda mukabele edebilmenin duasıdır...


2. Ramazan, Cenâb-ı Hakk'ın nimetlerine karşı şükredebilmenin duasıdır...


3. Ramazan, fukaralara yardım edebilmenin duasıdır... (başka kardeşlerimizi de hatırlayabilmenin, onlara da dua edebilmenin, üzerimizdeki bencilliğin kaldırılmasının duasıdır)


4. Ramazan, mülkün mâlikinin ALLAH olduğunu nefsimize talim ettirebilmenin duasıdır...


5. Ramazan, nefsimizi terbiye etmek, kötü alışkanlıklarından vazgeçirebilmek için bir duadır..


6. Ramazan, Kur'ân-ı Kerîm'in indirilişini karşılamak için, melek gibi bir vaziyete girebilmenin duasıdır...


7. Ramazan, bâki bir ömrü kazanabilmenin duasıdır(kadir gecesi) ; Ramazan, ahiretimizi kazanabilmenin ve ahiret kazancımızın artmasının duasıdır.


8. Ramazan, sıhhat duasıdır...


9. Ramazan, ALLAH'a karşı olan aczimizi ve fakrımızı bilebilmenin duasıdır...


Sept. 8
Semra ...wrote:
[بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيمِ ]

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِى خَلَقَ
- خَلَقَ الإِنسَـنَ مِنْ عَلَقٍ
- اقْرَأْ وَرَبُّكَ الاٌّكْرَمُ
- الَّذِى عَلَّمَ بِالْقَلَمِ
- عَلَّمَ الإِنسَـنَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

In the Name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful.

(1. Read! In the Name of your Lord Who created.)
(2. He has created man from a clot.)
(3. Read! And your Lord is the Most Generous.)
(4. Who has taught by the pen.)
(5. He has taught man that which he knew not.)

Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

1.Yaratan Rabbin adıyla oku.
2.O, insanı bir alak'tan(embriyodan) yarattı.
3.Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir;
4.Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir.
5.İnsana bilmediğini öğretti. 
 
SELAM VE DUA İLE...
Sept. 7
a-e-o
July 23
Resulü ekrem ( a.s.v) hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuş ; Nefsin hoşuna gitmeyen şeylere sabretmekte çok büyük hayırlar vardır ;
www.suver.azbuz.com                                                                                                    ( miskin )
July 10
NE MUTLU MÜSLÜMANIM DİYEN HERKESE
June 21
June 21
Selamların engüzeli olan Allahın selamı üzerine olsun / Allahu teala azze ve celle ( cuma suresi 9'cu ayetinde şöyle buyurmaktadır Ey...! müminler , Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman hemen Allahı anmaya koşun ; alış verişi bırakın eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır..
June 20
hüseyinwrote:

KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR

HAK TEALA HAZRETLERİ KİM,Kİ ALLAH,A  VE  PEYGAMBERİNE  İTAAT  EDERSE  İŞTE ONLAR ALLAH,IN KENDİLERİNE NİMETLER  VERDİĞİ PEYGAMBER,LERLE SIDDIK,LARLA ŞEHİDLERLE VE İYİ ADAMLARLA BERABER,DİRLER ONLAR NE İYİ ARKADAŞTIRLAR

(NİSA SURESİ AYET 69)

BUYURMUŞTUR BU  AYETİ KERİMENİN  İFADE ETTİĞİ MANA RESULULLAH (S.A.V) E İTAAT EDEN BÜTÜN MÜSLÜMANLARI KAPSAR BU  AYETİN İNİŞ SEBEBİ ŞUDUR;HZ. PEYGAMBER (S.A.V) COK SEVEN SUBEN ADINDA BİR SAHABE VARDI  ONSUZ  DURAMAZDI  BİR GÜN ÇOK ÜZGÜN  BENZİ SARARMIŞ BİR HALDE HUZURA GELDİ  KENDİSİNİ  O  DURUMDA GÖREN EFENDİMİZE ( S.A.V ) HALİNİ SORDU O DA YA RESULALLAH HASTA DEĞİLİM SENİ  ÇOK ÖZLEYİNCE ÜZÜLÜYORUM AHİRETTE SENİ GÖREMİYECEĞİMİ DÜŞÜNDÜM ZİRA EĞER CENNETE GİRERSEM SENİ  GÖREMEM ÇÜNKÜ SEN  PEYGAMBERLERLE YÜKSEK MAKAMLARDA BULUNACAKSIN EĞER CENNETE GİREMESSEM SENİ  HİÇ GÖREMEYECEĞİM O ZAMAN HALİM NİCE OLUR  DİYE ÜZÜLÜYORUM CEVABINI VERDİ İŞTE BUNUN ÜZERİNE BU  AYET İNDİ DEDİLER AYET BÜTÜN MÜSLÜMANLARI KAPSAMAKTA VE HAK TEALA HAZRETLERİYLE RESULU ( S.A.V ),E İTAAT EDENLERİN YÜKSEK MANEVİ DERECELERE VARACAKLARI MANASINI İFADE ETMEKTEDİR  İMAM RAZİ (R.A) DİYORKİ MEN YETİLLAHE  ŞEREFLİ SÖZÜNDEKİ İTAAT ALLAH U CC BİLİP CELALİNİ YÜCELİĞİNİ İZZETİNİ VE BİRLİĞİNİ İÇTENLİKLE TASDİK ETMEKTİR AYETİ KERİME AHİRET HALLERİNDEN İKİ ULU EMRİ TENBİH ETMİŞTİR KIYAMET GÜNÜNDE TÜM SAADETLERİN KAYNAĞI OLAN MARİFETULLAH ALLAH I BİLME  VE TANIMA İLE RUHUN AYDINLANMASI DIR.KALBİN,DE MARİFETULLAH NURU ZİYADE OLAN DAHA NURLUDUR VE KURTULUŞA VARMIŞTIR...

HADİSİ ŞERİF:

MİZANDA GÜZEL AHLAKTAN DAHA AĞIR BİR ŞEY YOKTUR...

acitatli@windowslive.com

not:değerli  arkadaşım paylaşacagın yazıyı  tıkladım kullanılmadıgını 

gördüm selam ve dua ile...rabbim sizleri  korusun..

June 17
      y1pX7f-C-p4igJDtmVNEcXM5Ya-ytyGYZt6RTdsorTM6pt95ELoT8o5m2tFCZJM9pKAVHMZ8n4SFB4 sevgi ve saygıdeğer arkadaşıma hayırlı cum'alar y1pX7f-C-p4igJDtmVNEcXM5Ya-ytyGYZt6RTdsorTM6pt95ELoT8o5m2tFCZJM9pKAVHMZ8n4SFB4
May 29
Dünya Bir Gölgeliktir

ما لي وما للدنيا ما أنا في الدنيا إلا كراكبٍ استَظلّ تحت شجرة ثم راح وتركها

“Dünya ile benim ne alâkam var. Ben, dünyada bir ağaç altında gölgelenip de bırakıp giden bir yolcu gibiyim.” [1]

Dünya nedir? İnsan fâni ve geçici olan şeylere karşı nasıl bir durum ayarlaması yapmalıdır? Hem insan, bu dünyaya niçin gelmiştir ve nereye gitmektedir? İşte felsefenin en birinci mevzuları ve haklarında asırlardır söz söylenen mevzular.. görüldüğü gibi, Allah Resûlü tarafından çok veciz bir ifadeyle vuzuha kavuşturulmakta. Başkalarının kitaplık çapta eserlerle, kesin ve net bir şekilde ortaya koyamadığı bu ve benzeri meseleler, Allah Resûlü’nün lâl ü güher beyanları içinde, nasıl da en net şeklini almaktadır! Evet, bütün insanlık, O’nun ifadelerindeki vecizliğe hayrandır...

[1] Tirmizî, Zühd, 44; İbn Mâce, Zühd,
May 25
Kırmızı kalp
HAYIRLI GECELER KARDEŞİM SELAM VE DUA İLE
MESNEVİDEN KISSALAR
Kötülerin İyiliği
   Bir vaiz vardı. Minbere çıktı mı yol kesenlere duaya başlar, ellerini kaldırıp, “Ya Rabbi, kötülere, fesatçılara, isyancılara merhamet et! Hayır sahipleriyle alay edenlerin hepsine, bütün kâfir gönüllülere merhamette bulun!” derdi, kötülerden başkasına duada bulunmazdı.
   Ona, “Hiç böyle bir adet görmedik. Sapmışlara dua etmek mürüvvet değildir.” dediler.
   Dedi ki, “Ben onlardan iyilik gördüm, bu yüzden onlara dua etmeyi adet edindim. O kadar kötülükte bulundular, o derece zulüm ve cevrettiler ki, nihayet beni şerden kurtardılar, hayra ulaştırdılar. Ne vakit dünyaya yöneldimse, onlardan eziyet gördüm, meşakkat çektim, dayak yedim. Bu yüzden de iyilikler tarafına kaçtım. Beni o kötüler yola getirdiler. Benim iyiliğime sebep oldular, bu yüzden onlara dua ederim.”
   Kul dertten, kederden Rabbine sığınır, uğradığı zahmetten yüzlerce şikayette bulunur. Allah da der ki: “Gördün ya, nihayet dert ve zahmet, seni bana yalvarır bir hale getirdi, seni doğrulttu. Sen, seni yolundan alıkoyandan, bizim kapımızdan uzaklaştırıp kovandan şikayette bulun. Hakikatte her düşman senin ilacındır, seni faydalandırır. Ondan kaçar, tenhalara sığınır, Allah’ın lütfundan yardım dilersin.”
   Bu yüzden peygamberler eziyetlere ve zahmetlere uğradılar. Onların çektikleri meşakkat, bütün cihan halkının çektiği meşakkatten fazlaydı. Onların uğradığı belaya başka bir taife uğramadı.
   Allah sana bir zahmet verirse ona sabret, razı ol! Çünkü dosttan gelen bela seni temizler.
   Bir adam belada hayır görürse, bela tatlılaşır. Hasta iyileştiğini görünce, acı ilaç kendisine hoş gelir.
May 13
ALİ ŞANLIwrote:
Image and video hosting by TinyPic
May 11
hayırlı günler kardeşim selam ve dua ile inşallah
kincibin Yılın Müceddidi İmam Rabbânî’den (K.S.)
HAK YOLCUSUNA
   Allah seni doğru yola irşad etsin; eğer yüce Mevla’ya sevilmek istersen şu tenbihlerimi can kulağı ile dinle ve gücünün yettiği kadar uygula.
   Hak yoluna adım atan kimsenin ilk yapacağı iş, itikadını düzeltmektir. Bu da ancak, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat alimlerinin, Kur’an ve Sünnetten elde ettikleri ilme göre olur.
   Bu ilim asıldır ve temel ölçüdür. Keşif ve ilham, din ilmine uyduğu zaman makbuldür, uymazsa ona itibar edilmez. Bir ilmin ve ictihadın doğruluğu ilhamla değil, Kur’an ve Sünnetle ölçülür.
   Gerçek din alimleri, elde ettikleri ilimlerini Sahabe ve selef-i salihinin izine tabi olarak elde ettiklerinden, kendilerine uymak gerekir.
   Tam bir ehliyete ve ilmî dirayete sahip olmadan, kendi başına Kur’an ve Sünnetten hüküm çıkarmak ve onunla amel etmek caiz değildir.
   Ey Hak yolcusu! İtikadını sağlam, amelini güzel yaptıktan sonra, bununla yetinip; din bundan ibarettir, ötesi yoktur diye düşünme. Yüceler yücesi Allah’a yönel, O’na yaklaşmak için yol ara.
   İşte bu manevi seyrin gerçekleşmesi ve yolun selametle gidilmesi için, yolu çok iyi bilen, kâmil ve mükemmil bir mürşid gereklidir. Böyle bir mürşidin beraberliği ve kontrolü olmadan ilahi huzura adım atmak hiç de kolay değildir. Allahu Tealâ’nın özel olarak seçtiği ve sevdiği kullar hariç, hiç kimse kendi başına bu işte muvaffak olamaz.
May 3